17 Haziran 2009 Çarşamba

Üç Nokta

Dile gelmez bazen dizeler. Sözcükler kaçar ve sen kovalarsın.. Bitmek bilmez bir koşuşturmacadır bu. Hayat gibi, ama riskten uzak. Tek riski kaybolmaktır uçsuz bucaksız cümleler arasında. Ve yoksaymaktır noktaları... En zor kullandığım işarettir nokta. Bitmiştir çünkü cümle. Ama ben istemem hiçbir cümlem bitsin... Bitmiş aşkları hatırlatır bana. Yada sadece alışkanlığa dönüşmüş yaşamcıkları... Ben üç noktayı severim en çok.. Devamı gelecek demektür çünkü. Ama şimdi ama yarın belki de çok uzakta... Ama devamı gelecektir üç noktanın... Anlamı gelecektir. Sonra soru işaretini severim. Hep neden ararım yaşamak için ve herşeyi merak ederim çünkü. Ünlemdense korkarım ben.. İkaz edilmek yerine önerileri tercih ederim. Ya da yapma denilen şeylerin noktalı virgülle açıklamalarını isterim.. Anlarım iki nokta üst üsteyi.. Yalnız kalmak istemez onlar. Bazen kendimi onun yerine de koyarım. Peşi sıra gelen ikilemeler bana ikilemlerimi hatırlatır... Virgülle de aram iyidir. Sözcüklerle dans edecek kadar yoğunsa düşüncelerim veya çoksa söyleyeceklerim, izin veririm kelimelerin arasında dinlenmelerine.. Hüzünlenirim bazen durduk yere. Ama bir şemsiye gibi korur beni üç noktam.. O benim geleceğim, o benim sonsuz sevdam.. Hiç bitmeyecek ateşim... Susmayacak kalemim... O benim aşkım... birlikte hiç bitmeyek üç noktalara...

Deniz Çetin (16.06.2009 Salı 23.00)